ZAMAN TÜNELİ NOTLARI  

Ahmet Aydemir

         
         
   

 

 

Ana Sayfaya

Kişisel Bilgiler
Projeler
Diğer Uğraşılar
Fotoğraflar
Haberler
Ziyaretçi Defteri
Dış Bağlantılar
 

ahmet.aydemir@ruhr-uni-bochum.de

Babil Balığı Barbarlığa Karşı

Halikarnasoslu Herodotos, tarihin babası olarak anılmasına neden olacak kitabına “... İnsanoğlunun yaptıkları zamanla unutulmasın ve gerek Yunanlıların, gerekse Barbarların meydana getirdikleri harikalar bir gün adsız kalmasın; tek amacı budur...” diye bir seslenişle eserini kaleme alış nedenini açıklayarak başlar. Antik Çağ'da Helenler (Eski Yunanlar) kendi dillerini konuşmayan halklara ‘barbar’ derlerdi. Bu sözcük Herodotos’un anlatımında da görülebileceği gibi, ilk zamanlarda çok fazla karmaşık anlamlar yüklenmeden ‘yabancı’  anlamında kullanılır; özellikle dilsel farklılığı vurgulardı ve belki de kökeninde, yabancıların konuşmalarının bu dilleri anlamayan Yunanlılara ‘vır-vır, bır-bır, bar-bar’ gibi tek düze çağrışımlar yapması yatıyordu.

Bugüne gelinceye kadar bu sözcük ilk anlamından uzaklaşarak önceleri, şehir yaşantısına geçmemiş ya da gezer göçer sağa sola saldırma ve yağmacılık eğiliminde olan, "medenileşmemiş" toplumlar için kullanılır olmuştur. Güncel kullanımında ise insanlık dışı işler yapanlar barbar olarak nitelendirilir.

 * * *

Eski Yunanlar'ın Barbarlar ile ilişkisi nasıldı?

  Demokrasinin doğduğu yer sayılan Atina yasalarında, değil ‘Barbarlar’, bu kentten olmayan Yunanlar dahi normal bir vatandaşın sahip olduğu herhangi bir yasal hakka sahip değildi. Yabancılar ikinci sınıf insan muamelesi görürdü ve bu sorgulanmadan doğal karşılanırdı. 

Herodotos yukarda aktarılan girişi ‘... bir de bunların birbirleriyle neden dövüşürlerdi diye merakta kalınmasın...’ diye tamamlar ve kitabını neredeyse Barbar olanlarla olmayanlar; doğu toplumlarıyla batı toplumları ya da bunların kendi aralarındaki savaşlar ekseninde anlatarak devam ettirir. Ne yazık ki, tarih hep böyle akmıştır: Aynı dili konuşmayan toplumlar arasında ardı arkası kesilmez savaşlar günümüze kadar süre gelmiştir. Kuşkusuz, savaşların bir tek dilde yabancılığa kadar indirgenemeyecek pek çok nedeni vardır; ama dilde farklılık toplumlar arasında yabancılaşmanın en önde gelen nedenlerinden biri olmuştur. Sonra, nedeni ne olursa olsun eğer iki toplum savaşıyor ve aynı dili kullanmıyorlarsa bir birlerine karşı kıyımsız olmayı o kadar doğal karşılamışlardır.

* * *

Günümüzde nasıldır dili anlaşılamayan bir yabancının toplum içindeki durumu?! Görünüm, yasalar bazında ele alındığında, ortalama bir batı ülkesinde eskisi kadar vahim değildir; yabancılar da bir takım haklara sahiptir; ancak içinde bulunduğu çoğunluğun dilini yeterince kullanamayan biri, mevcut yasal haklarını öğrenemediği ve bunları kullanmayı yeterince beceremediği gibi, günlük yaşantı içindeki pozisyonu kendi dilinin anlaşılmazlığı nedeniyle de Yunanlar'ın ilk kullandığı anlamıyla biraz “Barbarca” dır; vır-vır, bır-bır edip dururlar; bulundukları toplumun dilini biraz öğrenseler de bir türlü anadili gibi konuşamazlar, dilbilgisi hiç bir zaman yeterli değildir; kulakları tırmalayan bir şiveleri vardır; öyleyse ikinci sınıf insan muamelesi görmesinde, ayrımcılığa tabii tutulmasında bir sakınca yoktur! İş aramaya ev bulmaya kalktılar mı, "çoktan verildi" deyip telefonları yüzlerine nazikçe kapatmalıdır. İş yerlerinde ufaktan ufaktan psikolojik terör de bunlara haktır. Kısacası, bir toplumda dil bilmeyen, gerek yazılı gerekse konuşma anlamında dili yeterince kullanamayan yabancının durumu bir hayli zordur.

 * * *

Yeryüzünde pek çok dil olması kültürel bir zenginlikse de dilde farklılık geniş insan kitleleri arasında iletişimin, dolayısıyla birbirleriyle kaynaşmanın önünde ciddi bir engeldir.

 * * *

Peki bu engel nasıl aşılır? 

Esperanto gibi, tüm dünyada ortak olarak kullanılabilecek yapay bir dil geliştirilmesinden ya da İngilizce gibi, kullanımı yaygın bir dilin gittikçe dünya dili haline gelmesi türünden kimi çözümler önerilmiştir. Buna mümkün olduğunca çok insanın çeşitli yollarla değişik dilleri öğrenmesinin yolunu açma da bir yöntem olarak eklenebilir. Ancak bir insanın ömrü boyunca öğrenebileceği dil miktarı da sınırlıdır; bu ve önce saydığımız ilk iki çözümün önündeki en önemli engel, herkesin aynı koşulları yaratıp bir ya da birden fazla yabancı dil öğrenmesinin imkansızlığıdır. Öyleyse durum iç açıcı görünmemektedir.

* * * 

Gerçekte durum böyleyse de ünlü bilim kurgu yazarı Douglas Adams’ın “Galaksiler İçine Otostop” adlı eserinde yüreklere su serpen, bu hususta bizi tatlı hayallere sürükleyen bir çözüm bulunmuştur: Babil Balığı - Babelfish. Bu balık beyin dalgalarıyla beslenir ve bir kişinin kulağına sokulduğunda beynin konuşma merkezini etkileyerek ev sahibinin duyduğu bütün dilleri anlamasını sağlar. 

Kulağımızda bir balığın yaşaması bizde içimizde bir asalak varmışçasına pek cazip bir çağrışım yapmasa da eğer durum anlatılandaki gibiyse bu canlılar arasında ortakçıl yaşamaya iyi bir örnek ve getirdiği yararlarla kulağımızda yaşamasına katlanılabilir canlı olabilirdi. Üstelik bu balık yalnızca dünya dillerini değil; evrendeki olası tüm dilleri anlamamızı sağlamaktadır. 

Babil Balığı çözümü ilk bakışta uçmanın insanlar için henüz rüyalardan ibaret olduğu bir çağda Daidalos mitosunun ortaya çıkması gibi görülmektedir. Masalda Daidalos, insanların bu özlemini kollarına vücuduna balmumuyla kartal tüyleri yapıştırıp kanat çırparak göklere yükselerek gerçekleştirir. Daidalos’un kartal tüyünden kanatları ve Babil Balığı... oldukça çocuksu iki rüya...

 * * *

Bu iki rüyadan ilki, teknolojik gelişmeler sayesinde çoktan rüya olmaktan çıkmıştır. İnsanoğlu uçmakla kalmayıp aya gitmiş, şimdi gezegenler arası yolculuklara soyunmaktadır. 

Aslında Babil Balığı rüyası da gerçek olma yolundadır.  Burada bilgisayar programları devreye girmektedir. Internet’te çoktan çok dilli çeviri programları kullanıcıların hizmetindedir. Hatta bunlardan Alta Vista sayfası üzerinden Cystran bilgisayar yazılım firmasının Babelfish – Babil Balığı adlı programıyla pek çok dilde çeviri yapmak mümkün. Tabii bu çeviriler yazılı düzeydedir ve çok da memnun edici sonuçlar vermeyebilmektedir.  Ama gelecekte bunların daha da iyileşeceğinden umutlu olmamak için  bir neden yoktur. 

Konuşulanın anında çevirisi için de pek çok ön koşul gerçekleşme yolundadır. IBM, Arthur C. Clark’ın 2001 Uzay Destanı adlı yapıtındaki konuşulanı anlayan ve düşünüp konuşabilen HAL adlı bilgisayarı örnek alarak Via Voice adlı bir program geliştirmiştir. Bu program çeşitli dillere göre düzenlenebilmekte ve konuşulanı yazıya geçirmektedir. Aynı program bilgisayarda yazılı bir metni seslendirebilmektedir. 

Konuşulanı yazıya, bir dilde yazılı metni bir başka dile çeviren ve yazılanı seslendiren bilgisayar programları mevcut olduğuna göre, bunlar gerekli teknik donanıma sahip aynı bilgisayara yüklenildiğinde konuşulanı çeviren bilgisayar çoktan ortaya çıkmış demektir. Henüz bunlar verimli bir şekilde birbirine eklenmiş ve Babil Balığı misali kulağa sokulacak küçüklükte değillerse de bunu gerçekleştirmek teknolojik ufkumuzda çoktan olanaklı görünmektedir.

 * * *

Babil Balığı’nın kulağımıza girmesine az kalmıştır ama bundan önce nispeten daha hızla gerçekleştirilecek adımlar da vardır. Mesela Internet üzerinde çok dilli bir chat platformları oluşturulup, mevcut çeviri programı filtreleriyle dileyenin en azından çeviri programlarında yer alan dillerde bu platformlarda sohbet etmesi sağlanabilir. Bu değişik dillerde konuşan insanların birbirlerine yakınlaşması için hiç te küçümsenmeyecek bir olanaktır.  

Nihai dileğimiz ‘Avrupa Diller Yılı’ olarak ilan edilen bu zaman diliminde Babil Balığı’nın bir an önce insanların kulağına ve yaşantısına mümkün olduğunca çabuk, ucuz ve yaygın şekilde girmesini sağlayacak organizasyonlara gidilmesidir. Babil Balığı insanların ve toplumların dilsel nedenlerle birbirlerine yabancılaşmalarına karşı güçlü bir araç olacak; böylece bir ölçüde de olsa insanın insana karşı barbarlaşmasının önüne geçilebilecektir. 

Tarih yazımı Barbar olanlarla olmayanların birbirleriyle yaptıkları kavgaları anlatmakla başlamıştı, Babil Balığı’yla birlikte bu barışın öyküsünün yazılmasına dönüşecektir.

Gerçekten de  Babil Balığı 'Barbarlığı' ortadan kaldırmaya yeter mi?

Yanıtı bir başka yazıda tartışalım.

 

Ahmet Aydemir                     26.03.2001  Bochum

 

 

Ana Sayfaya Dön

ahmet.aydemir@ruhr-uni-bochum.de

 

 MERMAID DIVING CLUB - DENiZKIZI DALIŞ KLÜBÜ

FETHIYE / TURKEY - Fethiye / Türkiye